facebook    twitter

Üye Giriş Formu



Ara

Yayınlarımız

İş Hukukunda Gündem Gazetesi

Gazeteye Abone
Olmak İçin Tıklayınız

basindabiz

İş Birliği Yaptığımız Kuruluşlar



SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Pazartesi, 27 Mart 2017 12:37

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun "Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" ile "Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı" Resmi Gazete'de yayımlandı.

 

SGK'dan edinilen bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları ve sigortalı vatandaşlardan kuruma iletilen talepler doğrultusunda, sağlık hizmeti sunumunda yaşanan aksamaların giderilmesi amacıyla SUT'ta bazı değişikliklere ve fiyat güncellemelerine gidildi.

 

Bu değişiklik ile yatarak tedavide kullanılmakta olup sağlık hizmet sunucularınca temini zorunlu olan yaklaşık 46 malzemede yüzde 22 ile yüzde 230 arasında değişen oranlarda fiyat artışı yapılarak, söz konusu tıbbi malzemelere erişimin kolaylaştırılması amaçlandı.

 

Yeni tebliğe göre, sigortalılarca tıbbi cihaz satış merkezleri veya eczanelerden temin edilerek SGK tarafından finansmanı sağlanan hasta alt bezi, kolostomi torbası gibi önemli kalemlerin olduğu 119 malzemenin fiyatı yüzde 10 ile yüzde 400 arasında değişen oranlarda artırıldı. Fiyat artışları, bu malzemelere ihtiyacı olan sigortalıların cebinden ödemek zorunda kaldığı fark ücretleri nedeniyle üzerilerinde oluşan yükün kaldırılması için yapıldı.

 

Bu düzenleme ile söz konusu malzemeleri tıbbi cihaz satış merkezleri veya eczanelerden satın aldıktan sonra SGK'ya faturaları ile başvurarak parasını istemek zorunda kalan ve bu nedenle mağduriyet yaşayan vatandaşların sorununa çözüm bulunmuş oldu. Vatandaşlar, bu malzemeleri, "Önce öde, sonra parasını al" şeklinde değil, doğrudan ücretsiz veya daha az fiyat farkı ödeyerek temin edebilecek.

 

"GAZİLER İÇİN PROTEZ KOLAYLIĞI"

 

Tebliğde, başta terör mağduru gaziler olmak üzere hastanelerde yatarak tedavi gören hastalar için gereken vücut içi üç boyutlu kişiye özel implantların (internal protezler) ödeme kapsamına alınmasına yönelik değişiklik de gerçekleştirildi.

 

DERİ KANSERİ VE MS İÇİN YENİ İLAÇLAR ÖDEME LİSTESİNDE

 

"Malign melanom" olarak adlandırılan deri kanseri ve multipl skleroz (MS) tedavisinde kullanılan ve 3'ü daha önce yurt dışından temin edilen 4 yeni ilaç ödeme listesine ilave edilerek, bu hastalıklardaki tedavi seçenekleri artırıldı, vatandaşların erişimine sunuldu. Öte yandan MS ve 3 beta hidroksi steroid dehidrogenaz eksikliği (Safra asidi sentez bozukluğu) hastalıklarının tedavisinde kullanılan 2 ilaç da yurt dışı ilaç fiyat listesine ilave edildi.

 

KEMİK İLİĞİ VE KORDON KANI DÜZENLELESİ

 

SUT'ta yapılan değişiklik ile hasta mağduriyetlerini önlemek ve kemik iliği bankalarında yaşanan sıkıntıları gidermek amacıyla yurt içi kemik iliği bankalarından temin edilen kemik iliği, kordon kanı bedellerinin, kemik iliği işlemlerinde ayrı ödenmesiyle ilgili düzenleme yapıldı.

Pazartesi, 27 Mart 2017 12:42 tarihinde güncellendi
 
HIV POZİTİF İŞÇİ, İŞTEN ÇIKARTILABİLİR Mİ? PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Çarşamba, 22 Mart 2017 10:31

İş Hukuku Enstitüsü Üyesi Av. Tuba OYUKTAŞ, HIV pozitif olduğu için işten çıkarılan işçi için AYM'nin verdiği tazminat kararını yazdı.

 

Bu yazımızda Anayasa Mahkemesi’nce HIV virüslü işçinin bir süre sonra işten çıkarılması üzerine verilen tazminat kararı, hastalık ve sair nedenlerle yapılan iş akdi fesihlerinde işverenin eşit davranma borcu ve neticede işçiler tarafından 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 5. Maddesine dayalı tazminat/ alacak ve manevi tazminat talep edilip edilemeyeceği yönleri ile incelenecektir.

 

Anayasa Mahkemesi 01.02.2017 tarihinde verdiği bireysel başvuru kararında HIV virüsü taşıdığı tespit edilen bir işçinin, işten çıkarılmasının herhangi bir hak ihlaline sebep olup olmadığı konusunda değerlendirmelerde bulunmuştur. Söz konusu olayda işveren tarafından işçinin maaşı ödenmesine rağmen, sağlık nedenleri ile işyerine alınmamış; işçi böylelikle iş görme borcunu yerine getirememiştir. Yerel mahkemece işveren tarafından diğer işçilerin sağlıklarının korunması gayesi ile hareket edilse dahi, bu davranışın ayrımcılık niteliği taşıdığı, işverenin eşit davranma borcuna aykırılık bulunduğu nedeni ile 4857 Sayılı Kanun'un 5. maddesine göre talep edilen tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay, işverenin hareketini haklı görmüş ve diğer işçilerin sağlıklarının risk altında bulunması nedeni ile kararı kısmen bozmuştur. Yargıtay'ın bozması üzerine yerel mahkemece, işverence diğer işyeri çalışanlarını korumak gayesi ile hareket edildiğinden ayrımcılık yasağına aykırılık nedeni ile tazminat talebinin reddine karar verilmiş olup; söz konusu karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine davacı işçi tarafından AYM' ye başvurularak eşitlik ilkesinin ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğinden bahisle maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir. Yukarıda kısaca izah edildiği üzere, ilk derece mahkemesi ve Yargıtay HIV virüsü taşıyan işçinin işten çıkarılmasının diğer işçilere söz konusu virüsün özellikle kan yoluyla bulaşmasını engellemek, onları korumak amaçlı olduğunu savunmuştur. Ancak Anayasa Mahkemesi HIV virüsü taşımanın tek başına işten çıkarma için yeterli olmayacağını belirtmektedir. Mahkeme düşük bir ihtimal de olsa virüsün işyerinde diğer işçilere bulaşabileceğini kabul etmekte ancak işçinin farklı pozisyonlarda veya alternatif bir işte çalıştırılabilme ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi bu ihtimali yargı mercilerinin dikkate almaması sebebiyle ve işçinin işten çıkarılmak için zorlandığı iddialarının değerlendirilmediği gerekçesiyle Anayasanın 17. maddesindeki maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile 20. maddesindeki özel hayata saygı hakkı hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

 

Bu kapsamda belirtmek isteriz ki; 4857 Sayılı İş Kanunu sistematiğinde, işverenler açısından tazminat yükümlülüğü doğurabilecek eşit davranma borcu, işverenin genel anlamda borçları arasında yerini almıştır. Buna karşın eşitlik ilkesini düzenleyen 5. maddede, her durumda mutlak bir eşit davranma borcu düzenlenmiş değildir. Belli bazı durumlarda işverenin eşit davranma borcunun varlığından söz edilmiştir.

 

4857 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım yapılamayacağı, buna aykırı davranan işverenin, işçinin 4 aya kadar ki ücreti tutarında tazminat ile yoksun bırakılan haklarını ödemesi gerektiği belirtilmiştir.

 

Görüleceği üzere, İş Kanunu’nun 5 inci maddesinin ilk fıkrasında, dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi sebeplere dayalı ayrım yasağı getirilmiştir. Yasanın 5’inci maddesiyle sayılan haller sınırlayıcı olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin işyerinde olumsuzluklara yol açmayan cinsel tercihi sebebiyle ayrım yasağı da buna eklenebilir. Yine siyasî sebepler ve dünya görüşü gibi unsurları esas alan bir ayrımcılık da korunmamalıdır.

 

Belirtilen bu hususların tamamının mutlak ayrım yasağı kapsamında ele alınması gerekir. Eşit davranma ilkesinin uygulanabilmesi için aynı işyerinin işçileri olma, işyerinde topluluk bulunması, kolektif uygulamanın varlığı, zamanda birlik ve iş sözleşmesiyle çalışmak koşulları gerekmektedir.

 

Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü işçide olmakla birlikte anılan maddenin son fıkrasında yer alan düzenlemeye göre, işçi ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdüğünde aksi, işveren tarafından ispatlanmalıdır. Sonuç olarak AYM kararı doğrultusunda, sağlık durumu nedeni ile işçilerin çalışmasına son verilmesinde iş yerinde alternatif iş imkânlarının incelenmesi, feshin işçinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi ile özel hayata saygı hakları bakımından değerlendirilmesi gerekmekte olup; aksi halde işçinin uğradığı zararı tazmin yükümlülüğü ile karşılaşılabilecektir.

Çarşamba, 22 Mart 2017 10:39 tarihinde güncellendi
 
5510 Sayılı Kanunda Değişiklik PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Cuma, 20 Ocak 2017 17:05
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkındaki karardaki değişiklik Resmi Gazete’de yayımlandı. Yapılan düzenlemeyle kanunun 31/12/2016 olan geçerlilik süresi 31/12/2017 olarak değiştirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karar şöyle; Karar Sayısı: 2016/9728 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkında kararda değişiklik yapılmasına dair ekli kararın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 29/12/2016 tarihli ve 404 sayılı yazısı üzerine, anılan kanunun 81’inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 29/12/2016 tarihinde kararlaştırılmıştır. 29/12/2016 TARİHLİ VE 2016/9728 SAYILI KARARNAMENİN EKİ KARAR MADDE 1- 30/5/2013 tarihli ve 2013/4966 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkındaki kararın 2’inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “31/12/2016” ibaresi “31/12/2017” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 2- Bu karar 1/1/2017 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu karar hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.
 
KHK İLE KAPATILAN KURUMLARA KARŞI AÇILAN İŞ DAVALARI PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Perşembe, 16 Şubat 2017 08:41

 

İş Hukuku Enstitüsü Üyesi Av. Tuba Oyuktaş, KHK'larla kapatılan kurum ve kuruluşların 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne husumet yöneltilen davaların akıbetine ilişkin değerlendirme yaptı.

Devamını oku...
 
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun Kararı Resmi Gazete'de PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Cuma, 30 Aralık 2016 16:40

Asgari ücret belli oldu. 


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı komisyon kararı resmi gazetede yayımlandı. Komisyon kararında işveren temsilcilerinin muhalefet şerhi de yer aldı.

Resmi gazetede yayımlanan o tebliğ;

Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararı: 


22 Mayıs 2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39 uncu maddesi gereğince, iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlö işçinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 06/12/2016 tarihinde başladığı çalışmalarını 29/12/2016 tarihine kadar sürdürmüş ve yaptığı dört toplantı sonucunda; 


1) Milli seviyede tek asgari ücret tespitine oybirliğiyle, 


2) İşçinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretinin; 01/01/2017- 31/12/2017 tarihleri arasında 59,25 (Ellidokuz yirmibeş) Türk Lirası olarak tespitine, işçi temsilcilerinin muhalefetine karşılık oyçokluğuyla, 


3) İş bu Karann, 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan Asgari Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince Resmi Gazete’de yayımlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir. 


Gerekçe:

 Asgari ücret, bilindiği gibi ödenmesi zorunlu olan en az ücrettir. Asgari ücretin belirlenmesini düzenleyen Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca, asgari ücret, pazarlık ücreti değildir. Asgari ücretin belirlenmesi sırasında, Komisyonumuz, bu çerçevede bir karar alınması için çalışmış, işçilerin geçim şartlan ve 2017 yılı enflasyon hedefi gibi faktörleri değerlendirmiştir. İşte bu çerçevede hareket eden Komisyonumuz; işçinin günlük asgari ücretini; 01 Ocak 2017-31 Aralık 2017 tarihleri arasında uygulanmak üzere 59,25 (Ellidokuz yirmibeş) Türk Lirası olarak belirlemiştir. Asgari Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nca belirlenen asgari ücret, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihi izleyen ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girecektir. 

İşçi temsilcilerinin asgari ücret karşı oy gerekçesi: 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi kesimi adına görev yapan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-ÎŞ) temsilcileri, işveren-devlet kesimi temsilcilerinin oy çokluğu görüşüyle 2017 yılı için belirlediği asgari ücrete aşağıdaki gerekçeyle katılmamış ve muhalif kalmışlardır: “Anayasanın 55 inci maddesinde ‘asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlan ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur’ düzenlemesi yer almaktadır. Asgari Ücret Yönetmeliğinde ise ‘işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin, gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret’ olarak asgari ücret tanımlanmaktadır. Asgari ücret, çalışanların düşük ücretlere karşı korunmasını ve emek sömürüsünü önlemeye yönelik önemli ve etkin bir sosyal politika aracıdır. İnsan temel hak ve özgürlüklerinin tanımlandığı tüm uluslararası sözleşmelerde, herkesin kendisi ve ailesi için “insan onuruna yaraşır” adil ve elverişli bir ücret hakkı olduğu kabul edilmektedir. İşçi temsilcileri, mevcut asgari ücrete hedeflenen enflasyon ya da biraz üzerinde belirlenecek oranda yapılacak bir artışın yeterli olmayacağını, olumsuz yaşama şartlarını düzeltmeyeceğini, bu nedenle kabul edilemez olduğunu ifade etmişlerdir. İşçi temsilcileri asgari ücreti belirleme çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri aşağıdaki biçimiyle açıklamış ve talep etmiştir: 

1. Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır. 

2. İşçinin ailesi ile birlikte günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir tutar olmalıdır. 

3. Belirleme yapılırken, işçinin ve ailesinin bilimsel olarak belirlenmiş harcama kalıbı esas alınmalı ve hesaplamalarda TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verileri kullanılmalıdır. 

4. Perakende fiyatlar kullanılarak hesaplanan net harcama tutarı, işçinin eline net geçecek biçimde düzenlenmelidir.

5. Asgari ücret, sanayi/tarım ve yaş, cinsiyet ayırımı yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak belirlenmelidir. 

6. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalı, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmelidir. 

7. İşçinin satın alma gücünün ileriye dönük olarak korunabilmesi için gerekli bir iyileştirme ayrıca ilave edilmelidir. 

8. Asgari ücret belirlenirken, gelir dağılımında adaleti sağlamaya yönelik olarak ayrıca refahtan pay verilmelidir. 

9. Ücretlerde adaleti sağlamak açısından, en düşük devlet memuru maaşı da dikkate alınmalıdır. 

İşçi temsilcileri, asgari ücret çalışmaları sırasında bu ilkeleri savunmuş ve asgari ücretin bu çerçevede belirlenmesi ve kabul edilmesi için çaba göstermiştir. 

Asgari ücretin belirlenmesindeki göz önünde bulundurulması öncelikli ilke olan ‘çalışanların geçim şartları’ devletin resmi kurumu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ortaya konulmuştur. Asgari Ücret Tespit Komisyonunun verdiği görev doğrultusunda TÜİK çalışanların geçim şartlarını hesaplamıştır. Devletin resmi kurumunun Komisyona sunduğu hesaplamaya göre, 2016 Kasım ayı itibariyle ağır bir işte çalışan bekar bir işçinin aylık harcama tutarı net 1.668,90 TL’dir. Yapılan bu hesaplamada ‘çalışanın ailesi’ dikkate alınmamıştır. TÜRK-İŞ’in (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) 30 yıldan bu yana her ay düzenli olarak yaptığı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırmasına göre tek bir işçinin yaşama maliyeti ise aynı dönem itibariyle net 1.761,74 TL’dir. TÜRK-İŞ ile TÜİK’in verileri uyumludur. Bilindiği üzere, asgari ücret pazarlık ücreti değildir. Bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücrettir. İşçi kesimi, öncelikle TÜİK tarafından belirlenen net tutarın temel alınmasını, sonradan 2017 yılı için öngörülen enflasyon hedefi ile refah payı ilavesi gerektiğini, sonuç itibariyle, bu yöntemle belirlenecek asgari ücretin önemli adım ve başlangıç olacağını Komisyonda ifade ve talep etmiştir. Ancak işçi kesiminin bu talebi bile Komisyonda görev yapan işveren-devlet kesimi temsilcileri tarafından dikkate alınmamıştır. Asgari ücret pazarlık konusu yapılmış ve düşük belirlenerek, oy çokluğuyla kabul ve ilan edilmiştir. Bu yaklaşım gelir eşitsizliğini ve adaletsizliği daha da büyütmektedir. Kararlaştırılan asgari ücret, ülkede uygulanmakta olan ekonomik ve sosyal politikaların bir yansımasıdır. Devlet sosyal koruma görevini iktisaden zayıf olan işçiden yana kullanmamıştır. 

2017 yılı gelir vergisi tarifesi oranlan aynı kalmış, gelir vergisinin sadece ilk dilimi yüzde 3,17 oranında artırılmıştır. Bu düzenleme ile ücretliler bu yıl daha da fazla vergi ödemek zorunda kalmaktadır. Asgari ücretliler üzerinde bile taşınmaz boyutlarda vergi yükü bulunmaktadır. Aynı şekilde, sosyal güvenlik için kesilen prim asgari ücretli için yüksektir. Ancak işverenlerin sosyal güvenlik primi 5 puan indirimi uygulaması yanında işgücü maliyeti artışını karşılamak için ayrıca teşvik verilmektedir. Türkiye, ücretten yapılan kesintilerin yüksekliği bakımından OECD üyesi ülkelerin başında gelmektedir. Ülkemizdeki asgari ücret düzeyi çoğu AB üyesi ülkelerin gerisindedir. Türkiye’nin rekabet şartlarını düşük ücret politikasıyla sağlaması mümkün değildir. Asgari ücret artışını gerekçe yaparak, çalışanların işsizlik ve kayıtdışı istihdamla karşı karşıya bırakmanın doğru bir yaklaşım olmadığı açıktır. Komisyonun işveren-hükümet temsilcileri tarafından belirlenen asgari ücret, işçilerin ve toplumun beklentilerini karşılamamıştır. Bu durumun iş barışını ve sosyal barışı bozabileceği endişesi maalesef devam etmektedir. Ülkenin milli birlik ve beraberliği her şeyin üzerindedir. İşçiler olarak biz bunun gereğini her fırsatta yerine getirdik. Ancak, işçiye karşı yükümlülüklerin yerine getirilmesi beklentimiz karşılanmamıştır. 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işveren-devlet kesimi temsilcilerinin oy çoğunluğuyla belirl'enen asgari ücrete, gerek miktar ve gerek belirleme yöntemi açısından yukarıda sıraladığımız gerekçelerle katılmıyoruz ve işçi kesimi olarak muhalif kalıyoruz.”

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 39

İş Hukukuyla İlgili Linkler