facebook    twitter

Üye Giriş Formu



Ara

Yayınlarımız

İş Hukukunda Gündem Gazetesi

Gazeteye Abone
Olmak İçin Tıklayınız

basindabiz

İş Birliği Yaptığımız Kuruluşlar



SAĞLIK İŞ KOLUNA GİRİP GİRMEME PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Cuma, 19 Temmuz 2013 16:15

Aynı işyerinde, işyeri düzeyinde, aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamayacağından, toplu iş sözleşmesi yapılmak istenen yerin işkolu kapsamında mı, işletme kapsamında mı kaldığı belirlenerek, toplu iş sözleşmesi yapacak sendika çoğunluk tespit isteminin çözümlenmesi gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 11.06.1997 tarih 1997/929 E. 1997/11557 K. sayılı kararı bu konuyu aydınlatıcı nitelikte bir karardır.
İncelemeye konu olan kararda; davalı Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na 11.6.1996 tarihinde yaptığı başvuru ile muteriz davacı Saraybahçe Belediye Başkanlığı Sağlık İşleri Müdürlüğü iş yerinde Toplu İş Sözleşmesi yapmak üzere çoğunluk tespiti isteminde bulunmuş, Bakanlıkça da anılan iş yerinde 29 işçinin bulunduğunu, bunlardan 23'ünün sendika üyesi olduğunu bu neden ile de çoğunluğunun bulunduğunu yazı ile bildirmiştir. Muteriz Belediye Başkanlığı işyerinin işletme kapsamında olduğunu, davanın haksız bulunduğunu ileri sürerek itiraz davası açmıştır. Yapılan yargılama sonunda mahkemece anılan işyerinin İş Kolları Tüzüğünün 24 numaralı "Sağlık" iş koluna girdiğini ve sendikanın çoğunluğu bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yüksek Mahkeme önüne gelen olayda öncelikle, dosya içeriğinden davacı belediyeye ait Sağlık İşleri Müdürlüğü işyeri de dahil edilmek sureti ile işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi prosedürünün devam etmekte olduğu izlenimi uyandırdığını belirtmiştir. Yargıtay’a göre öncelikle taraflardan bu konudaki diyecekleri açık ve kesin şekilde sorularak bilgi alınması ve konu ile ilgili belge bilgi ve dosyanın celp edilmesi gerekmektedir. Bu deliller toplanıp, incelenip araştırma yapılarak Sağlık İşleri Müdürlüğü iş yerinin işletme kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Şayet Belediye İş Sendikasının işletme düzeyinde olduğu yetki bu işyerini de kapsıyor ise, artık aynı işyerinde iş yeri düzeyinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamayacağından davacının davasının kabulü ile Bakanlık yetki tespiti isteminin iptaline karar vermek gerekir. İşletme yetkisi kapsamı dışında bulunduğu takdirde ise İş Kolları Tüzüğünün 24. sırasında yer alan Sağlık İş Kolu içinde anılan iş yerinin yer alıp almadığının inceleme ve irdelemeye tabi tutulması gerekir.
Gerçekten İş Kolları Tüzüğünde Sağlık İş Kolu ile ilgili olarak “ Hastaneler, Sanatoryumlar, Bakım ve Dinlenme Evleri, Doğum ve Çocuk Bakım Evleri, Kreşler, Doktor Muayeneleri, Klinikler gibi Diş Klinikleri, Röntgen Muayenehaneleri ve benzerleri ile Hayvan Bakım Evlerinde yapılan her türlü Sağlık İşleri "kuralına yer verilmiştir. Bu hükme göre Sağlık İşleri 28 Numaralı "Genel İşler" İş Kolu kapsamı dışında bırakılmış olduğu için böyle bir inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek zorunluluğu vardır. Yargıtay’ın bozulması yönündeki kararını yerinde bulduğumuzu belirtmek isteriz.

Devamını oku...
 
İŞÇİNİN MESAİ SAATLERİNDE İNTERNETE GİRMESİ FESİH NEDENİ PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Cuma, 19 Temmuz 2013 16:07
İŞÇİNİN MESAİ SAATLERİNDE İNTERNETE GİRMESİ FESİH NEDENİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; işyerinde, işverence tespit edilen mesai saatleri içerisinde cinsel konulu sitelere girdiği tespit edilen işçinin iş akdinin feshini geçerli sebeple fesih olarak kabul etmiştir. İzmir 9. İş Mahkemesi'nin feshin geçersizliğine ilişkin kararının davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı temyiz mercii sıfatı ile inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin verdiği emsal kararda, işçinin mesai saatleri içerisinde bu tür sitelere girmek sureti ile "doğruluk" ve "bağlılık" ilkesine aykırı davrandığı tespit edilmiştir. Yargıtay, işçinin bu şekildeki davranışının "İşverenin güvenini kötüye kullanmak" anlamına geldiğini ifade etmiştir. Yargıtay, bu değerlendirmesinin sonucu olarak mesai saatleri içerisinde bahis sitesi ve cinsel içerikli sitelere giren işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddetmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bu kararı evvelden beri işyerlerinde uygulanan mesai saatleri içerisinde işin gereği dışında internet kullanımını yasaklayan uygulamayı da bir anlamda geçerli saymıştır. Gerçekten de birçok işyeri çalışanlarının mesai saatleri içerisinde bu nevi sitelere girişini yasaklayan hükümleri sözleşmelere eklemiş bulunmaktadır. Hiç şüphe yok ki iş saatlerini boşa harcamama gayesini güden bu düzenlemeler ile buna dayalı uygulamaların geçerliliğini ortaya koyan bu karar son derece yerindedir. Özellikle, iş saatlerini boşa harcamanın dışında açıkça ahlak ve edebe aykırı içerik ihtiva eden sitelere girişin de bu denli açık biçimde haklı fesih oluşturduğunun tespit edilmesi ayrı bir önem taşımaktadır.
Bahse konu kararda bahis ve cinsel içerikli sitelere değinilmekle birlikte son zamanlarda gitgide popüler hale gelen MSN, Facebook, Twitter ve Myspace gibi sitelerde iş konusu amaçlarla geçirilen vakitler de işverenlerin men ettiği davranışlar arasındadır. Ancak bu noktada bu sitelerde geçirilen sürelerin işin gereği olup olmadığının belirlenmesi büyük önem arz etmektedir. Bakıldığında; bir takım işyerlerinde ve işlerde bu tip sosyal paylaşım siteleri ve messengerlar vasıtası ile hızlı ve ciddi şekilde iletişimin sağlandığı ve müşterilerle irtibata geçildiği görülmektedir. Özellikle reklamcılık, matbaacılık ve medya üzerine faaliyet gösteren işyerlerinde personelin bizzat Facebook'da grup kurarak pazarlama yaptığı ve müşterilerle en ucuz iletişim aracı olan MSN vasıtası ile yazılı ve sesli biçimde iletişim kurdukları görülmektedir. Bu itibarla işyerlerinde uygulanan bu tip yasakların iyi değerlendirilmesi ve işin gereği olarak yapılacak çalışmalara cevaz verilmesi çok büyük önem arz etmektedir. Bu açıdan Yargıtay'ca verilen kararın sadece o hadise açısından bağlayıcı olduğunu, her türlü internet kullanımını men etmediğini de açıkça ifade etmek gerekmektedir.
Personelin, mesai saatleri içerisindeki internet kullanımlarının kontrol altına alınmasındaki bir diğer önemli nokta ise hiç şüphesiz güvenliktir. Gerçekten de şirketlerine ait birçok dokümanı elektronik ortamda arşivleyen ve bu bilgiler sayesinde iş gören şirketler açısından internet güvenliği büyük önem taşımaktadır. Gelinen noktada kötüniyetli kimselerin göndereceği virüs ve trojanlar şirketlerdeki birçok teknik bilgiyi içeren bilgisayarların sistemlerinin çökmesine, bu bilgilerin kötüniyetli kimselerin eline geçmesine yol açabilmektedir.
Cuma, 19 Temmuz 2013 16:10 tarihinde güncellendi
 
6331 ‘DE ŞOK ERTELEME PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Pazartesi, 08 Temmuz 2013 00:00
14.06.2013 tarihinde  TBMM Başkanlığına sunulan “Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” TBMM Komisyonlarında kabul edilmiştir.    Öngörülen teklif TBMM Genel Kurulunda görüşülecektir. Bu torba yasa içinde “20.06.2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi” değiştirilmek istenmektedir.
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 42. Maddesi  aşağıdaki gibidir.
MADDE 42- 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “a) 6 ve 7 nci maddeleri;
1) 4857 sayılı İş Kanununun mülga 81 inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç: kamu kurumları ile 50′den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren dört yıl sonra,
2) 50′den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra,
3) Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra
Maddenin değişiklik gerekçesi ‘uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi’ olarak gösterilmiştir. Mevcut yasanın yayınlanmasının üzerinden 1 yıl geçmiştir. C sınıfı iş güvenliği uzmanı sayısı konusunda birçok kişi sertifika almıştır ancak A ve B sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzman sayısı yeterli seviyeye çıkamamıştır. Yasanın ilgili maddesinin ertelenmesi yerine, fiilen çalışan ve meslek tecrübesi bulunan iş güvenliği uzmanı sertifikası almış, kişilerin A ve B sınıfı belgeye daha hızlı biçimde sahip olması sağlanmalıdır. Düşünülen ertelemenin A ve B sınıfındaki eksikliği giderme konusunda mevcut düzenlemeler ile herhangi bir fayda sağlamayacağını düşünmekteyiz. Çünkü A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanı olmak için iş güvenliği uzmanı olarak; belli bir süre çalışma şartı bulunmaktadır. Yaşanan iş kazalarının önüne geçilmesi, işçi sağlığının ve güvenliğinin sağlamasına önem verilmesi ekonomik büyümenin devamı için yapılması gereken bir zorunluluktur.
 
İSTİFA VE İBRANAME VE YENİ BORÇLAR KANUNUNDAN ÖNCE DÜZENLENEN İBRANAMELER PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Cuma, 12 Temmuz 2013 16:52


Çalışan ve işveren arasındaki iş sözleşmesinin sona erme nedenlerinden biri olan istifa  ile ilgili  iş mahkemelerinde pek çok dava görülmektedir.
İstifa dilekçesinin ve istifa ederken imzalanan ibranamenin geçerli olup olmadığı baskı altında imzalanıp imzalanmadığı  gibi başlıca ihtilaflar  davalara neden olmaktadır.

Devamını oku...
 
Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Pazartesi, 08 Temmuz 2013 00:00
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu tamamlayıcı yönetmelikler düzenlenmeye ve yayınlanmaya devam ediyor. 2 temmuz 2013 tarih ve 28695 sayılı Resmi Gazete’de Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik yayınlandı. Bu yönetmelik 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 30uncu maddesine istinaden yayınlanmıştır.
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Son >>

Sayfa 13 - 33

İş Hukukuyla İlgili Linkler