facebook    twitter

Üye Giriş Formu



İşçi Ücretinin Emsal Ücret Bilgisi İle Belirlenmesi
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   

İşçi Ücretinin Emsal Ücret Bilgisi İle Belirlenmesi

Yargıtay 9'uncu Hukuk Dairesi 2008/37192 E. 2010/21060 K. sayısı, 29.06.2010 tarihinde verdiği karar ile imzalı bordrolarda görünen ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, tanık beyanlar dikkate alınmalı işçinin yaptığı iş, meslekteki kıdemi belirtilmek suretiyle sendikalarla, ilgili iş ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olacağı sorulması gerektiğine karar vermiştir.

Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunu'nun 323. maddesinin 2. fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Yasa'nın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün veya sürülmesin muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştırmaya gitmesi gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacının iddia ettiği aylık ücretle işveren kayıtlarının ve SSK kayıtlarının farklı olduğu açıktır. Banka kayıtları daha farklı bir miktarı içermektedir. Dinlenen taraf tanıklarının beyanlarında da bu hususta bir tutarlılık bulunmazken mahkemece herhangi bir emsal ücret araştırması yapılmaksızın ve gerekçesi açıklanmadan bir davacı tanığının beyanına itibar edilerek tespit edilen ücret miktarına göre hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Bu nedenle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi haklı olarak yerel mahkeme hükmünü bozmuştur.

 

İş Hukukuyla İlgili Linkler